viva la deep

Text

#xxxxxxxxxxxx!!!!!!1

KAMUOYUNA DUYURU; dün gece ‘klavye aktivizmi’ne ‘geçiren’ birkaç tweet atınca ben, şimdi gördüm dm.lerden kimi ‘hedef aldığımı’ soran arkadaşlar olmuş. Açıklama gereği duydum, demek ki tek bir kişiye ‘ayar vermeye’ çalıştığım fln düşünülmüş. Oysaki, hükümetin pratikteki tüm uygulamaları malumken, AB kapısı kapanmış, üniversitelerde ohal uygulamaları yapılıyorken, yayınevi sahipleri bastıkları kitaplar yüzünden hapsediliyor, 114 toplu mezardan 1469 kişinin cesedi kepçelerle çıkartılıyor, 12.000 genç, afiş asmak/bildiri dağıtmaktan üniversitelerinden uzaklaştırılıyorken, KCK davası başlı başına birhukuk skandalıyken, kadın cinayetleri %1400 artmışken, anadilde eğitim, taş atan çocuklar, cumartesi anneleri fln gibi kapanmayan yaralara değinmiyorum bile, bunlar kimsenin umrunda olmaz, neden? Çünkü klavye aktivistlerimizin keyiflerine dokunmuyor bu konular, onlara ne toplu mezarlardan, onlara ne bir kürdün savunmasını kürtçe yapamamasından, tohumlarına para mı verdiler? Amaaa ne zaman bir site kapanır, vay! Duyarlı arkadaşlarımız hemen bilgisayar başına geçip #xxxxxxxx’li tweetlerini ardı ardına sıralarlar…Sonra da ‘insanlık görevlerini’ yapmış olmanın verdiği rahatlıkla huzur dolu uykularına dalarlar…Başkalarının hassasiyetlerine karşı duyarlı olmazsanız, gün gelir sizlerin hassasiyetletinize karşı da o başkaları duyarlı olmaz.  Birlik olmuş bir toplumda, birine yapılan haksızlık tüm topluma yapılmış bir haksızlıktır oysaki…Benim lafım herkese. Biz öyle kokuşmuş, öyle parçalanmış, öyle yozlaşmış bir toplumuz ki, ortaklaşa bir ölüme bile üzülemez olmuşuz. 35 yaşında kimseye kötülüğü dokunmamış bir anne öldüğünde bile kaç bin parçaya ayrılmışız. Topluca sevinebileceğimiz hiçbir birliğimiz kalmamış. Sen, hayvan barınaklarındaki kötü yaşam koşulları için duyarlı olur, ama tersane işçileri için oralı bile olmazsan, alkol içmen kısıtlandığı için siksik eder ama maden işçilerinin ölümlerini sıradanlaştırırsan, kalem kalem tüm ‘haklarının’ ırzına geçilir. Duyarlılıklarda dahi asgari bir tutarlılık gerekir. İnternette sansüre karşı duyarlı olup, kürtçe basıldığı için kapatılan bir gazeteye ‘basın özgürlüğü’ benim duyarlılık alanıma girmiyor’ dersen, ya da daha da ileri gidip ‘bu Kürtlerin de götüne rahat batıyor ne anadili lan! TC.’nin resmi dili Türkçedir tabiî ki de Türkçe konuşacak itler! dersen, ‘birlik’ olamadığın için, müyap kalkar müzik dinlediğin siteyi kapatır, digitürk gelir içini döktüğün blogspotunu kapatır. Misal, Diyarbakır cezavinde yaşananların hakkını aramak için ailemden birine bok yedirilmiş olması gerekmiyor benim insanlık algımda. Herhangi birine bu kötülüğün yapılmış olması yeterli. Benim insanlıktan anladığım bu! Ama, ‘bana dokunmayan yılan bin yaşasın’ diye korkunç bir atasözünün olduğu topraklarda bu vurdumduymazlığa çok  ta şaşırmamak gerekir belki de, ben hala ve inatla şaşırıyorum. O yüzden bana son derece yapay ve üzüntü verici derecede komik geliyor bu hashtag’li protestolar. Herkes, ben de dahil olmak üzere, şapkasını önüne alsın, önce kendisine karşı dürüst olsun, haklar böyle mouse-click activism’le aranmaz, hak dediğin sokağa çıkıp söke söke alınır. Sıcak evinden, dizinde battaniye, elinde kahvenle aktivizm yaparsan, daha çok uzun süreler bilgisayarının dns ayarıyla oynarsın arkadaşım, benden söylemesi…

Posted on Tuesday, March 1 2011.
Ask me anything Submit
Previous Next